Springen naar inhoud


- - - - -

DÖNÜŞ


  • Please log in to reply
Er zijn 2 reacties in dit onderwerp

#1 Azad

Azad
  • Columnist
  • 1414 berichten
  • Geslacht:Man
  • Locatie:Delft/Amsterdam
  • Opleiding/Beroep: Politicologie & Ondernemer

Geplaatst op 10 mei 2011 - 14:43

DÖNÜŞ

Her yanlış yaptığımızda, en başa dönüp, her şeye başından başlamak isteriz. Böylece geriye dönüp baktığımızda, bizi yanlışa sürüklemiş olduğuna inandığımız yol ayrımlarımızda diğer yönü seçerek, bizi yanlışa iten seçimlerimizi düzeltmenin mümkün olmasını dileriz. Ne yazık ki, zaman ve dolayısıyla hayat, geri döndürülemez ve yaptığımız yanlışlara olan pişmanlığımızla baş başa kalırız. Bu pişmanlık anlarında, belki yapıp ettiklerimizi geri döndüremeyiz, söylediklerimizi geri alamayız, ama o karar anlarından itibaren yollarımızın ayrıldığı, ilişkilerimizin kesildiği ya da seyrekleştiği dostlarımıza, arkadaşlarımıza, akrabalarımıza ve sevdiklerimize geri dönebiliriz düşüncesiyle, utana sıkıla ve fakat umutla onlara koşarız.

Onca zaman yapamadığımız veya yapmadığımız her güzel şeyi, söyleyemediğimiz her güzel sözü onlara söyleyeceğimizin kararını veririz. Onlardan esirgediğimiz bütün sevgi ve ilgiyi vereceğimizi ve onlardan da, aslında ne kadar özlediğimizi yeni fark ettiğimiz, o bütün sevgi ve ilgiyi aldığımızda erişeceğimiz mutluluğu hayal ederiz. Geçmişte yaşamış olduğumuz bütün güzellikler gözlerimizin önüne gelir ve kalbimizin en derinliklerinde saklı bulunan o anların bütün duyguları yeniden yüzeye çıkar.  Hatalarımızın veya yanılmışlıklarımızın üzüntü ve pişmanlığı yerini umut ve sevgiye bırakır. Tıpkı bir çocuğun hayatta karşılaştığı her engel ve zorluktan sonra annesine sarılarak, başını onun dizine koyarak saadet bulduğu gibi, biz de onlara döndüğümüzde saadet bulacağımıza inanırız.

Evet, belki bu süre zarfında onları üzmüş, belki incitmiş olabiliriz. Ama dostlarımız ve sevdiklerimiz değiller mi onlar, bizleri muhakkak bağırlarına basacaklardır. Hatta bize nerede kaldın, neden bu kadar geciktin, diye içerleyeceklerini düşünürüz. Bizi onlar da çok özlemiş olacaklar çünkü. Onlar da sık sık eskiden yaşadıklarımızı hatırlayıp, “keşke, keşke bunlara hiç ara verilmemiş olsaydı, keşke bunları yaşamayı devam edebilseydik, keşke o şimdi burada olsaydı” diyorlardır, çünkü. Bu özlem ve sevgi bütün hataların affını sağlayacak, bizi bu noktaya sevk eden sebep ve saikler ile yapılanların nedeni olan, o kutsal veya önemli amaçların anlaşılmasını ve dolayısıyla bizim anlaşılmamızı kolaylaştıracak diye düşünürüz.

Hataların kendimize düşen payı için özür beyan etmemizin gerektiğini kabulleniriz. Af dilememizin gerekebileceğini bile göze alırız. Hatta yaptıklarımızın, yapıldığı andaki şartlar ve sebepler içerisinde meşru olduğuna veya muhatabımızın da masum olmadığına inandığımız halde, o dostluk ve ilişkilerin tamiri için bu özür beyanlarından ve af dilemelerden kaçınmamak gerektiğine karar verir bazılarımız.

Özlem, sevgi ve umutla en başa dönmeye karar veririz. Fakat gözden kaçırdığımız, artık başta olmadığımızdır, bıraktığımız hiçbir şeyin kendi yerinde olmadığı, herkesin yokluğumuza alıştığı ve kendi hayatına devam ettiğidir. Eskiden hep beraber zevk aldığımız şeylerden artık zevk almadıkları ve dolayısıyla özlemiyor olabilecekleri de aklımıza gelmez. Çünkü belki de onlardan sadece biz zevk aldığımız için, onlar da zevk alıyorlardı. Ama biz olmadığımız anda o şeyler de anlamlarını yitirebilir. Klasik tabiriyle, köprünün altından çok sular akmıştır ve artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. Sanatçının şu güzel sözlerinde ifade ettiği o hazin duruma düşeriz;

“Ben emekli Kerem’im, Aslı’m dijital olmuş,
Gizlice buluştuğumuz yerler, katlı otopark olmuş.”


Onların kendi, yanlış veya doğru, seçim ve kararlarıyla hayatlarına başka yönler verebilmiş olabilecekleri aklımıza gelmez. Bu uzaklaşmanın yegâne sorumlusu olarak kendi yol ayrımlarımızı görürken, bu ayrılıkların derinleşmesinde onların da kararlarının, hatalarının ve yanlışlarının, yani onların da yol ayrımlarının etkili olduğunu gözden kaçırırız. Bu yüzden eskiye hemen dönebileceğimizi sanırız. Oysaki aynı yol ayrımlarında biz onlarla olmamayı tercih ettiğimiz gibi, aynı zamanda onların da bizimle olmamayı tercih etmiş oldukları aklımıza gelmez. Aslında bizim kendi tercihlerimizle uzaklaştığımız yerde artık onların da durmadığı, başka yerler tercih etmiş olabilecekleri ihtimalini ise tamamen göz ardı ederiz. Çünkü onları gerçekten özlüyoruzdur ve olan bitenden kendimizi sorumlu görerek dönmek ve her şeyi tamir etmeye çalışmak, onların da hatalı olduğunu düşünüp hatalarını görüp karşılıklı af dilenmesini sağlamaktan daha kolaymış gibi görünür bize. Fakat olanların sorumluluğunu üstlenerek özür beyanlarında bulunmak, sizin mütevazılığınıza yorumlanmaz, aksine haklılığını kabul ettirmiş olduğunu düşünen ve bundan içten içe haz alan insanların yüz ifadeleriyle karşılaşırsınız. Beklediğiniz o hikmetli davranışı insanların çoğunun gösteremeyeceği gerçeğini unutmuşsunuzdur, çünkü hikmetten nasip alabilmek için çok şey feda etmek gerekir. Bu fedakârlıklarda ise ne yazık ki çok az insan bulunur.

Dönmüşsünüzdür, fakat döndüğünüzde bulacağınızı düşündüğünüz şeyler ve kişiler birkaç kişi hariç artık orada değildir. Artık herkes kendi hayatını yaşıyordur. Sizden beklenen de kendi hayatınızı yaşamanız ve durumu kabullenmenizdir. Birkaç gerçek dost dışında umut bağladığınız herkes sizi hayal kırıklığına uğratır. İşte o anda, dostluk ve arkadaşlık arasındaki sözlüklerin anlatamadığı anlam farkını kavrarsınız. Bütün yaşanılan bu hayal kırıklıklarına katlanmanız neticesinde size verilen ödül, gerçekten sizi kimlerin sevdiği ve gerçek dostlarınızın kimler olduğunu anlamaktır. Bu ise yaşanılan her şeyin yaşanmaya değer ve hiçbir şeyin boşuna yaşanılmamış olduğunu size bir kez daha fark ettirir.


9 Mart 2011
Ordayım,
Kendime yakın uzaklarda...


Twitter:
@Ubeyd_tr


Blog:
BEDEVİ

#2 asudece

asudece

    can çıkar özlem çıkmazmış

  • Super Moderator
  • 12892 berichten
  • Geslacht:Onbekend :)
  • Interests:Din, kültür, tarih, Osmanli, farsca, edebiyat, ailem...
  • Functie: docente economie

Geplaatst op 19 mei 2011 - 13:21

Yine kalemine yüregine saglık..
iki kere okudum.

düsündüm, öyle ya. Gelisler, gidisler ve dönüsler bile degisiyor.
Hayatta neler degismiyor ki? Önce yasadıklarımız degisiyor. Hayatımıza yeni yeni acılar, sevincler giriyor..
Kisinin kisiliği, hareketleri, düsünceleri degisiyor..
Bu anlarda yanımızda var olmayı bilenler dost olarak kalıyor.. Belki bizler biraz incitiyoruz onlar tolere edemiyor.
belki onlar bekledigimiz ilgiyi gösteremiyor biz onları yanlıs anlıyoruz..
Sonucta o görünmez bag inceliyor, ufacık bir darbede de kopabiliyor.

Dönecegimiz Rabbimizin bizleri her daim görebilmesi dilegi ile..

Hij die anderen controleert kan machtig zijn, maar hij die zichzelf kan controleren is machtiger.

#3 Azad

Azad
  • Columnist
  • 1414 berichten
  • Geslacht:Man
  • Locatie:Delft/Amsterdam
  • Opleiding/Beroep: Politicologie & Ondernemer

Geplaatst op 26 mei 2011 - 15:37

Okudugun ve bir yorumda bulundugun icin tesekkurler Asudece.
Gidis gelislerimiz ve yasadiklarimiz bize cok sey ögretiyor, ancak bircok seyi beraber yasadigimiz insanlarin yasanmisliklara vefa gostermemesi en uzucu olan oluyor.

Uzun zaman sonra birsey yazmis olmak beni sevindirdi, sizler de okuduktan sonra dusundurucu, yapici ve gelistirici yorumlarda bulunursaniz, ben de hem dusunsel hem de yazmak konusunda kendimi gelistirmis olurum.
Ordayım,
Kendime yakın uzaklarda...


Twitter:
@Ubeyd_tr


Blog:
BEDEVİ




0 gebruiker(s) lezen dit onderwerp

0 members, 0 guests, 0 anonymous users