Springen naar inhoud


Kisa Kisa Ask Hikayeleri


  • Please log in to reply
Er zijn 9 reacties in dit onderwerp

#1 Serseri

Serseri

    ..

  • Leden
  • 2175 berichten
  • Geslacht:Man
  • Locatie:Haarlem
  • Opleiding/Beroep: MWD/HvA

Geplaatst op 21 december 2009 - 23:39

Gonuller avcisi guzel bir dilber yasardi. Gul bahcesi onun yuzunu gorse hasedinden kan tere batardi. Bahar gunlerinde bir gezintiye cikti. Kirlarda bir golgeligin altina oturdu. Isigi her yeri aydinlatiyordu. Gunes bulutla ortulebilirmiydi? Iste o da oyleydi.

Oradan bir suvari gecti. Gunesi bulutsuz gordu. Isigine tutuldu, agladi, yandi yakildi. Kimsenin ogudune bakmiyor, konusmayada cesaret edemiyordu. Gunun birinde talih ona yardim etti. Yine bir kirda karsilastilar. Lakin bu sefer siddetli yagmur yagiyordu. Tesaduf bu ya, ikisi ayni cadirin altina sigindilar. Sonra iki susamis bir kilim altina girdi. Orada ki herkes "Ya Rabbi, dindir yagmuru" diyordu. Bunlar ise "Allahim, rahmetini devamli kil". Hele suvarinin duasi hepsinden oteydi "Arttir Allahim, rahmetini arttir, simdi gemimi yuzdurme zamani. Bu yagmur mahsere kadar yagsa, kiyamet neseyle kopar. Allahim o saadeti bana nasip et!".

Mecnun ve Padisah
Padisah bir gun sormus "Soyleyin bana. Bu mecnun niye boyle dellendi? Kendini collere atti?". Demisler ki "Leyla'nin askindan padisahim". Padisah "O halde gosterin su Leyla'yi bana". Padisah Leyla'yi gorunce hayretlere dusmus. Leyla o kadarda guzel bir kiz degilmis. Sonra padisah "Cagirin bana Mecnun'u". Mecnun geldiginde padisah ona yonelerek "Be hey deli divane Mecnun. Sen bu cirkin Leyla icin mi deli divane olup collere dustun?". Mecnun "Padisahim, sen gel bide Ona Mecnun'nun gozuyle bak!"

Veranderd door Serseri, 21 december 2009 - 23:40

Gordugum en guzel ruyaaaamm oldun caaannniim
Anlami sensin artik butun sarkilarin

#2 Serseri

Serseri

    ..

  • Leden
  • 2175 berichten
  • Geslacht:Man
  • Locatie:Haarlem
  • Opleiding/Beroep: MWD/HvA

Geplaatst op 21 december 2009 - 23:59

Yusuf'u zindana attiran Zuleyha

Anlatirlar ki; Zuleyha, Yusufu zindana attirdigi vakit onun ayriligiyla yanip yakilmaya baslamis. Hem kendisinden ayirmis, hemde hasret ceker olmus. Bu yuzden zaman zaman zindani ziyaret eder, "Hukumlum sakin kacmis olmasin" diye kontrol eder, ama icten ice hasret giderirmis. Eger Yusuf'u uyurken bulursa bekler seyreder, uyanik bulunca azarlar, boylece yuzune bakarmis. Nihayet sesinide cok ozledigini fark etmis ve bir kole cagirip "Hemen simdi, Yusuf'u yere yik ve adam akilli kamcila! Oyle bir vur ki, ta uzaktan ah ettigini duyayim" demis. Kole emre itaate niyetlendiysede Yusuf'un guzel yuzunu gorunce kiyamamis. Hucrede bir post varmis, onu yatirmis yere ve vurmaya baslamis. Kolenin her vurdugunda Yusuf mahsustan feryad etmekte, ciglik atmaktaymis. Zeliha ise bagirmakta "Daha hizli vur, adam akilli vur!". "A gunes yuzlu, Zuleyha gelir ve sirtinda kamci izi gormesse suphesiz beni oldurur. Omzunu ac, disini sık, bir kerecik olsun kamciya dayan". Yusuf elbisesini siyirmis. Kole oyle bir vurmus ki, Yusuf yere kapaklanmis. Zuleyha bu sefer Yusuf'un ah edisini duyar duymaz bagirmis "Yeteeer!..."
Gordugum en guzel ruyaaaamm oldun caaannniim
Anlami sensin artik butun sarkilarin

#3 asudece

asudece

    can çıkar özlem çıkmazmış

  • Super Moderator
  • 12892 berichten
  • Geslacht:Onbekend :)
  • Interests:Din, kültür, tarih, Osmanli, farsca, edebiyat, ailem...
  • Functie: docente economie

Geplaatst op 22 december 2009 - 00:23

Aşkın hikayesiaşkın en sadık dostu

Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış:
Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm diğerleri, Aşk dahil.

Bir gün, adanın batmakta olduğu, duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine hepsi adayı terk etmek için sandallarını hazırlamışlar.Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş çünkü mümkün olan en son ana kadar beklemek istemiş.Ada neredeyse battığı zaman, Aşk yardım istemeye karar vermiş. Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde, geçmekteymiş.Aşk, "Zenginlik, beni de yanına alır mısın?" diye sormuş.Zenginlik, "Hayır, alamam.Teknemde çok fazla altın ve gümüş var, senin için yer yok." demiş.Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibir'den yardım istemiş. "Kibir, lütfen bana yardım et!", Kibir "Sana yardım edemem, Aşk. Sırılsıklamsın ve yelkenlimi mahvedebilirsin." diye cevap vermiş. Üzüntü yakınlardaymış ve Aşk yardım istemiş: "Üzüntü, seninle geleyim." Üzüntü "Of, Aşk, o kadar üzgünüm ki, yalnız kalmaya ihtiyacım var." Mutluluk da Aşk'ın yanından geçmiş; ama o kadar mutluymuş ki Aşk'ın çağrısını duymamış. Aşk, birden bir ses duymuş. "Gel Aşk! Seni yanıma alacağım..."Bu Aşk'tan daha yaşlıca birisiymiş. Aşk o kadar şanslı ve mutlu hissetmiş ki, onu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl edememiş. Yeni bir kara parçasına vardıklarında, Aşk'a yardım eden yoluna devam etmiş. Ona ne kadar borçlu olduğunu fark eden Aşk, Bilgi'ye sormuş: "Bana yardım eden kimdi?" Bilgi "O, Zaman'dı" diye cevap vermiş. "Zaman mı? Neden bana yardım etti ki?" diye sormuş Aşk. Bilgi gülümsemiş:

"Çünkü sadece Zaman Aşk'ın ne kadar büyük olduğunu anlayabilir"

Hij die anderen controleert kan machtig zijn, maar hij die zichzelf kan controleren is machtiger.

#4 Sterlicya

Sterlicya

    .. Mahmur ..

  • Leden
  • 3640 berichten
  • Geslacht:Vrouw
  • Locatie:Ayagina batan dikenler aradigin Gulun habercisidir

Geplaatst op 22 december 2009 - 13:18

Bir neyin aski


Duy, sikâyet etmede her an bu ney, Anlatir hep ayriliklardan bu ney,
Der ki feryâdim kamisliktan gelir, Kim isitse gözlerinden kan gelir.
Ayriliktan parçalanmis bir yürek, Isterim ben., derdimi dökmem gerek...
Kim uzak tuttuysa yârdan canini, Öyle bekler, öyle vuslât anini.
Her mekânda agladim, âh eyledim, Kim ki gördüm, cümleyi dost belledim.
Herkesin zanninda dost oldum ama, Kimse talip olmadi esrarima.
Hiçdegil, feryadima sirrim, uzak, Asina ol nura, nerde göz kulak?..
Ten canin aynasidir, hem can tenin, Lâkin olmaz can gözü her kimsenin...
Ask ates olmus dökülmüstür ney'e, Cezbesi aska karismistir mey'e.
Yârdan ayri dostu ney dost kildi hem, Perdesinden perdemiz yirtildi hem...
Beni kamisliktan kestiklerinden beri feryadimdan erkek,kadin... herkes aglayip inledi.
Ayriliktan parça parça olmus,kalb isterim ki,istiyak derdini açayim.
Aslindan uzak düsen kisi,yine vuslat zamanini arar.
Ben her cemiyette agladim,inledim.Fena hallilerle de es oldum,iyi hallilerle de.
Herkes kendi zanninca benim dostum oldu ama kimse içimdeki sirlari arastirmadi.  
Benim esrarim feryadimdan uzak degildir,ancak (her) gözde,kulakta o nur yok.
Ten candan,can da tenden gizli kapakli degildir,lakin cani görmek için kimseye izin yok.  
Bu neyin sesi atestir,hava degil;kimde bu ates yoksa yok olsun!    
Ask atesidir ki neyin içine düsmüstür,ask coskunlugudur ki sarabin içine düsmüstür.  
Ney,dosttan ayrilan kisinin arkadasi,haldasidir.Onun perdeleri, perdelerimizi yirtti.
Ney gibi hem bir zehir,hem bir tiryak,ney gibi hem bir hemdem, hem bir müstak kim gördü?  
Ney,kanla dolu olan yoldan bahsetmekte,Mecnun askinin kissalarini söylemektedir.
Bu aklin mahremi akilsizliktan baskasi degildir,dile de kulaktan baska müsteri yoktur.  
Bizim gamimizdan günler,vakitsiz bir hale geldi;günler yanislarla yoldas oldu.
Günler geçtiyse,geçip gitsin;korkumuz yok.Ey temizlikte naziri olmiyan,hemen sen kal!  
Baliktan baska hersey suya kandi,rizki olmiyana da günler uzadi.
Ham,piskinin halinden anlamaz,öyle ise söz kisa kesilmelidir vesselam.

Rijkdom komt niet voort uit een overvloed van wereldse bezittingen,
maar uit een tevreden geest ,,,


#5 Seb-i Yelda

Seb-i Yelda

    Gönül sînede sensiz!

  • Leden
  • 703 berichten
  • Geslacht:Vrouw
  • Locatie:Rotasi Aşk'a dönmüş Gemi
  • Interests:Tek tesellim bir bardak ASK,
    Ama kalbimde ki iftara MAHSER var...

    |Kahraman Araz

Geplaatst op 30 januari 2010 - 22:21

Kisa bir hikaye degil ama, paylasilmasi gereken guzel ve anlamli bir hikaye..


Hifa Hatun ve Suheyb

Medine'nin kadınları hem güleryüzlü, hem de güzeldirler. Ancak Hifa Hatun başka güzeldir ve bambaşka gülümser. Öylesine sıcakkanlı ve öylesine samimidir ki kadınlar onu canları gibi severler. Oğlu, abisi, erkek kardeşi olanlar akraba olmaya kalkar, hatta bazıları beylerine ister. Onu ciddi ciddi sıkıştırır, araya hatırlıları koyup, izdivaç teklif ederler.Hifa Hatun'un methi hızla yayılır ve çoook uzaklara gider.

Bırakın hekimleri, tüccarları; vezirler, sultanlar sıraya girer. Ancak o Necaşi gibi bir İmparatoru bile reddeder sadece ve sadece Allah'ın rızasını diler. Ama taliplerin ardı arkası kesilmez. Kimi ayaklarına halılar serer... Kimi eşiğine cevahirler döker... Yüz kızıl tüylü deveyi getirip kapısına bağlayanları mı sorarsınız, yoksa saray anahtarlarını önüne atanları mı? Hifa Hatun bütün bunlara dönüp bakmaz bile, Efendimizin huzuruna çıkıp
"Ey Allah'ın Resûlü" der, "bana cennete gotürecek bir şeyler öğretsene." Doğrusu o, Peygamber Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) 'gündüzleri oruç tut' ya da 'geceleri namaz kıl' gibi bir tavsiyede bulunacağını sanır ama Server-i Kâinat "Önce evlenmen lâzım" buyururlar "zira bununla dininin yarısını emniyete alırsın!" Hifa, büyük bir teslimiyetle boynunu büker ve "siz kimi münasip görürseniz ben ona razıyım" der.
Mâlum, o sıradan bir hanım değildir ve onu nikahına alacak erkeğin de "özel" olması gerekir. Lâkin Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ne kimseye ümid verir, ne de kimsenin ümidini kırar. Her zamanki gibi basit ve pratik bir çare bulur "yarın sabah mescide ilk gelenle evlen" buyururlar. Bu teklifi herkesin hoşuna gider, talipler erken kalkmak için tedbirler düşünür, kendilerince hazırlık yaparlar. Bu haberi elbette Hazret-i Suheyb de duyar ama dikkate almaz. Zira o fakir ve kimsesiz biridir. Evi yurdu yoktur ve karnını zor doyurur. Kah ağaç altlarına uzanır, kâh mescid gölgelerine kıvrılır. Uzun boyuna rağmen o kadar zayıftır ki, rüzgar sert esse ayaklarını yerden kaldırır. Ama bakın şu işe ki o gece Allahü teâlâ bütün sahabelere derin bir uyku verir, Hifa Hatun'un talipleri gözlerine çöken ağırlığa yenilirler.

Resulullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) her zamanki gibi imsak sökerken mescide gelir ve büyük bir merakla talihli sahabeyi bekler. Nitekim mescidin eşiğinde bir gölge uzar ve Süheyb içeri girer. Resulullah Efendimiz namazdan sonra Hifa Hatunu çağırtıp neticeyi bildirir. Hazret-i Hifa büyük bir teslimiyetle kabul eder.Efendimiz güzel bir hutbe okur ve nikah akidlerini yaparlar. Sonra şanslı sahabeye döner "Ey Süheyb" buyururlar, "şimdi hanımına bir hediye al ve tut elinden evine gotür."Suheyb Radıyallahu anh ellerini çaresizlikle iki yana açar. "İyi ama" diye mırıldanır, "benim ne bir dirhem gümüşüm, ne de sığınacak evim var." Hifa Hatun kocasının boynunu büktürmez, ona içinde on bin dirhem gümüş olan süslü bir heybe gönderir ve "filanca yerdeki köşkümü sana hediye ettim" der. Alemlerin Efendisi çok hislenir onlara hayır dualar ederler. süheyb, o gün Medine sokaklarında dolanır durur, akşama doğru utana sıkıla konağa sokulur. Kendisi için hazırlanan muhteşem sofradan ya bir, ya iki hurma alır ve

"Ya Hifa" der, "biliyorum sen benim için bulunmaz bir nimetsin, ben ise senin için sadece mihnetim. Ben şükretsem gerek, sen sabretsen gerek. İster misin şu geceyi taat ve ibadetle geçirelim zira Efendimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem) "Cennette yüksek bir çardak vardır. Orada yalnız şükredenlerle sabredenler otururlar." buyurdular. Ve öyle de yaparlar. Seccadelerini gözyaşları ile ıslatır, kalplerini zikr ile aydınlatırlar. Cebrail Aleyhisselam olup biteni Resulullah Efendimize anlatır ve onları Allahü teâlânın cenneti ve cemaliyle müjdeler. Ertesi sabah, namazdan sonra Efendimiz Suheyb'i yanlarına oturtur "Ey Süheyb" buyururlar "geceki halini sen mi anlatırsın ben mi anlatayım?" Süheyb gözlerini kucağına indirir, zor duyulan bir sesle "Allahın Resulü en iyisini bilir" cevabını verir.
Efendimiz onlara "ne mutlu size" gibilerinden bakar, "İkiniz de cennetliksiniz" buyururlar, "... ve Allahü teâlâyı göreceksiniz!"

Süheyb derhal secdeye kapanır ve "Ya Rabbi!" diye yalvarır, "o ki beni mağfiret ettin, günahlara bulaşmadan canımı al!" Allahü teâlâ bu yanık duayı kabul eder, Suheyb, secdede kalakalır. Mescidde bulunanlar ağlamaklı olurlar. Resulullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) "Size daha şaşılacak bir şey söyliyeyim mi? Şu anda Hifa Hatun da ruhunu Hakka teslim etti" buyururlar. Namazlarını, yüzü suyu hürmetine yaratıldığımız o yüce Server kıldırır. İkisini yanyana toprağa bırakırlar. Baş uçlarına küçük bir tahta çakar.

Birine "şükredenlerden Suheyb" yazarlar, öbürüne "sabredenlerden Hifa!"

Veranderd door seb-i-aruz, 30 januari 2010 - 22:22

“Yâ Rab, belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni, Bir dem belâ-yı aşkdan etme cüdâ beni!”

#6 tatiltimi

tatiltimi
  • Leden
  • 23 berichten
  • Geslacht:Onbekend :)

Geplaatst op 02 maart 2010 - 11:40

kaldım şehirlerde sen bana uyma
hep haber edemezsem moralini bozma
bilmiyom ne zaman geri gelicem
alıcam o yerlerden sana mor yazma..
www.tatiltimi.com

türkiyenin yeni tatil sitesi, tatil ile ilgili herşeyin bulunduğu dev bir ansiklopedi

#7 Zulis

Zulis

    Innâ lillâhi ve innâ ileyhi râcîun..

  • Leden
  • 6211 berichten
  • Geslacht:Onbekend :)

Geplaatst op 02 maart 2010 - 12:02

Bericht bekijkenSerseri, op 21 december 2009 - 23:59 , zei:

Yusuf'u zindana attiran Zuleyha

Anlatirlar ki; Zuleyha, Yusufu zindana attirdigi vakit onun ayriligiyla yanip yakilmaya baslamis. Hem kendisinden ayirmis, hemde hasret ceker olmus. Bu yuzden zaman zaman zindani ziyaret eder, "Hukumlum sakin kacmis olmasin" diye kontrol eder, ama icten ice hasret giderirmis. Eger Yusuf'u uyurken bulursa bekler seyreder, uyanik bulunca azarlar, boylece yuzune bakarmis. Nihayet sesinide cok ozledigini fark etmis ve bir kole cagirip "Hemen simdi, Yusuf'u yere yik ve adam akilli kamcila! Oyle bir vur ki, ta uzaktan ah ettigini duyayim" demis. Kole emre itaate niyetlendiysede Yusuf'un guzel yuzunu gorunce kiyamamis. Hucrede bir post varmis, onu yatirmis yere ve vurmaya baslamis. Kolenin her vurdugunda Yusuf mahsustan feryad etmekte, ciglik atmaktaymis. Zeliha ise bagirmakta "Daha hizli vur, adam akilli vur!". "A gunes yuzlu, Zuleyha gelir ve sirtinda kamci izi gormesse suphesiz beni oldurur. Omzunu ac, disini sık, bir kerecik olsun kamciya dayan". Yusuf elbisesini siyirmis. Kole oyle bir vurmus ki, Yusuf yere kapaklanmis. Zuleyha bu sefer Yusuf'un ah edisini duyar duymaz bagirmis "Yeteeer!..."

Ramazan ayinda bu hikayenin filmi cikmisti StarTVde.. Harika otesi, muhtesem.. :y:

Silence


#8 Serseri

Serseri

    ..

  • Leden
  • 2175 berichten
  • Geslacht:Man
  • Locatie:Haarlem
  • Opleiding/Beroep: MWD/HvA

Geplaatst op 06 mei 2010 - 23:02

Gunun birinde Hz. Aise, Rasulallah'a sorar..

"Ya Rasulallah, beni ne kadar seviyorsun?"
"Kordugum gibi ya Aise!"

Biraz zaman gecer uzerinden ve Hz. Aise yine sorar..

"Kordugum ne halde Ya Rasulallah?"
"Daha ilk gunki gibi.."

Peygamber Efendimiz'in her hali bize ornek oldugu gibi, ask hayatida bize buyuk bir ornektir.

Veranderd door Serseri, 06 mei 2010 - 23:02

Gordugum en guzel ruyaaaamm oldun caaannniim
Anlami sensin artik butun sarkilarin

#9 efsane1905

efsane1905
  • Leden
  • 10 berichten
  • Geslacht:Vrouw

Geplaatst op 11 mei 2010 - 18:56

leukkkkk :):)
edit: afbeelding in onderschrift is te groot. Zie forum regels voor toegestane afmetingen

#10 SeYma K

SeYma K
  • Leden
  • 5 berichten
  • Geslacht:Vrouw
  • Locatie:Anvers
  • Interests:Hayatimiz ders çalismak oldu...
    Pc-freakyy
  • Opleiding/Beroep: Humane Wetenschappen

Geplaatst op 26 september 2010 - 16:03

Bericht bekijkenSerseri, op 06 mei 2010 - 23:02 , zei:

Gunun birinde Hz. Aise, Rasulallah'a sorar..

"Ya Rasulallah, beni ne kadar seviyorsun?"
"Kordugum gibi ya Aise!"

Biraz zaman gecer uzerinden ve Hz. Aise yine sorar..

"Kordugum ne halde Ya Rasulallah?"
"Daha ilk gunki gibi.."

Peygamber Efendimiz'in her hali bize ornek oldugu gibi, ask hayatida bize buyuk bir ornektir.


Ilk kez okudum bunu, ve gercekten cok güzel bir örnek Efendimiz...
Ama o bizim bu zamandaki hallerimizi görse kim bilir neler derdi... :(
~GurbetBizeMekanOldu~




0 gebruiker(s) lezen dit onderwerp

0 members, 0 guests, 0 anonymous users